Basketten sonra futbolda da sevindik

Basketbolcularımızın çeyrek finale kalmasından sonra A Milli futbol takımımızdan da ikide iki bekliyorduk. Zayıf Azerbaycan’ı deplasmanda yendikten sonra geriye ikincilikteki tek rakibimiz Belçika’yı kendi sahamızda yenmek kalıyordu. Genelde Belçika maçları hep talihsiz geçer. Bugün de öyle oldu. Önce geriye düştük. Maçın ikinci yarısında önce beraberliği bulup ardından da galibiyete ulaştık. Ancak hemen ardından kalemizde gördüğümüz gol kabus gibi dakikalar yaşamamıza neden oldu. Gökhan’ın pasında Arda’nın vuruşu savunmaya çarpıp gol olmasıydı kabus devam edecekti. Ancak 10 kişi kalan rakibimiz karşısında 3-2 galibiyete ulaşarak iki maçta 6 puan yaptık ve Avrupa Şampiyonası eleme grubuna harika bir başlangıç yapmış olduk.

Şimdi mantıklı olmak gerekirse son 8 turnuvanın tamamına katılmış, bunlardan bir de kupa çıkarmış Avrupa’da futbol denince akla gelen ilk 4 ülkeden biri Almanya. Biz ise ’96 sonrası futbolda gelişme göstermiş, bir ileri iki geri Mehter Takımı edasıyla ilerlemeye çalışan bir durumdayız. Dolayısıyla kim ne derse desin grupta liderliğin tartışmasız favorisi Almanya’dır.

Diğer taraftan Belçika bahsi geçen son 8 turnuvadan sadece ikisine katılabilmiş ve bunlardan biri ev sahibi kontenjanından olmuştur. Biz ise 4 tanesine katılıp iki tane yarı final, bir tane çeyrek final gördük. Bizim Almanya’yı geçmemiz ne kadar mümkünse Belçika’nın da bizi geçmesi o derece mümkündür. Bu üç takım arasında birer sınıf fark var.

Bu grupta liderlik çok büyük bir başarıdır. İkincilik normal sonuç. İkinciliğin altındaki herhangi bir derece ise tartışılmaz bir hayal kırıklığıdır. Bu bağlamda ilk 2 maçta altışar puan yapan Almanya ve Türkiye’nin diğer ülkelerden ayrılması çok normaldir.

Benim bu yazıda bahsetmek istediğim noktalar başka.

Birincisi yediğimiz goller. Kalemize gelen iki yan topun da gol olması çok üzücü. İlk golde kalecimiz boşa çıkıyor, Servet de Türkiye’nin en kötü defans adamı bence. Galatasaray’da da benzer goller yemesine neden oluyordu takımının, aynısını milli takımda da yaptı. Golü atan oyuncuya refakatçılık yapıyor sadece. Rakip oyuncular ceza sahası içinde Servet gibi iri yarı ve sert bir oyuncunun yanında -ki genellikle önünde oluyor- çok kolay vuruşlar yapıp golü buluyorlar. Diğer golde de kalecimiz Onur yine boşa çıktı ve Van Buyten bu sefer boş kaleye golü attı. Türk futbolunun fundamental eksikliğinin en önemli göstergesidir bu yan topalrdan yenen goller. Futbolcularımız ne nerede durması gerektiğini biliyor, ne de nereye doğru koşu yapması gerektiğini.

İkinci takıldığım nokta ise hala milli maçlara takım formalarıyla giden bir güruha sahip olmamız. Belki de bir adım öteye gidemeyişimizin sebebidir bu zihniyet. Maç Kadıköy’de oynanıyor, tribünlerde binlerce kırmızı-beyaz giysilerle, formalarla gelmiş seyirciler var. Ama TV kameraları ısrarla gösteriyor ki belki de bir o kadar da tuttuğu takımın forması ile maça gelen insanlar var tribünlerde.

Çoğunluğu maçın Kadıköy’de olması sebebiyle Fenerbahçeli doğal olarak. Sayabildiğim 50′den fazla Fener forması vardı ekranda. 3-4 Galatasaray, 1 tane Trabzonspor formalı taraftar gördüm. Beşiktaşlı’ya ben denk gelmedim ama eminim Beşiktaş formalı birileri de vardır.

Şimdi bu insanların hiç mi kırmızı renkte bir tşörtü, gömleği yok? Hepsi takımlarının formasını alabiliyor ama milli takım ile ilgili bir şey almaya neden yanaşmıyor bunları tartışmak gerekli?

Bizim milli takım taraftarlarına ihtiyacımız var. Bu işe futbol federasyonunun mutlaka eğilmesi gerekiyor. Bence maçları da İngilizler’in Wembley’de oynaması gibi Olimpiyat Stadı’nda oynamalıyız. Federasyon ulaşım için ücretsiz servisler ayarlamalı. bilet alanlara milli takım forması hediye edilmeli. Maç öncesi organizasyonlarla seyirciler bir şekilde o stada çekilmeli.

Çünkü Saraçoğlu, İnönü, Ali Sami Yen, nerede oynanırsa oynansın en çok o takımın taraftarları geliyor maça. Bir zaman sonra da kimsenin milli takımla işi olmuyor. Ezeli rakiplerdeki diğer oyuncular maçlardan önce tribünlere çağrılmıyor, sadece kendi kulüplerindeki oyunculara destek veriliyor. Ve malesef bu uygulama her üç stadyumda da oluyor.

Sözün Özü: Umarım en kısa zamanda milli takımımızın da kendi taraftarları, maçlarını oynadığı kendi stadyumu olur. Ve bu güzel zafer haftası da Slovenya karşısında devam eder.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>