Bavulları Topluyor Muyuz Yoksa Erkenden?
EuroBasket 2011 öncesi oynadığımız hazırlık maçlarında dökülmüştük. Turnuvanın ilk iki maçını kolay rakiplerle oynamak bizim için önemli bir avantajdı. Böylece performansımızı artırıp kendimize olan güvenimizi artırarak ilerleme şansı bulabilecektik. Ki aynen de öyle oldu.
İlk iki maçta Portekiz ve Büyük Britanya’ya karşı kolay galibiyetler aldık. Üstelik tüm oyuncularımıza süre ve sayı yapma şansı vererek hiç yıpranmadan grup içindeki önemli maçlarımızdan biri olan ev sahibi Litvanya karşılaşması öncesinde moral depolamış olduk. Herşey istediğimiz gibi giderken evsahibi Litvanya’ya son periyotta kaybederek kendimizi sıkıntıya sokmuş olduk. Çünkü maçı kazanabilsek İspanya karşısına grup birinciliği için çıkacaktık.
Litvanya maçı sonrası grubumuzdaki bir günlük ara vardı. Dinlenmek ve görece olarak kolay bir rakiple oynayıp son maçta İspanya’nın karşısına çıkmak yine bizim için güzel bir fikstür avantajıydı. Ancak onu da değerlendiremedik.
Polonya karşısında maçın her anını kötü oynadık. Kırılma anlarında hep rakip ağır bastı. Mağlubiyeti onlara bağlamamak lazım ama hakemlerin de enteresan düdükleri vardı. Kısacası moral olarak bir türlü istediğimiz ivmeyi yakalayamadık sahada. Tüm turnuva boyunca iyi bir hücum setimiz olmadığı görünen bir problemdi. Maçın en kritik anı olan son hücumu bizim yapacak oluşumuz ve bu hücum öncesi kenar yönetimin doğal olarka mola alması beni strese sokmuştu.
Son hücum için alınan molayı takiben dünyanın en akıl almaz hücumunu deneyip Kerem’le anlamsız bir üç sayılık atış zorladık. Oysaki iki sayılık bir basket maçı bize getirebilirdi. Belki de bugünün en iyileri Enes ve Emir ile potaya uzanmayı deneyebilirdik. Potaya gitmek en kötü ihtimalle bize faul atışı kazandırabilirdi. Bunun yerine zorlama bir dış atışla süpriz bir mağlubiyet aldık.
Şimdi işimiz çok zor. Turnuvanın tartışmasız en büyük favorisi olan İspanya’yı yenmemiz gerekiyor (ki şu anda İspanya evelki gün bizi yenen evsahibi Litvanya karşısında 28 sayı ile önde gidiyor). Dengesiz bir takımız, günümüz günümüze uymuyor. Bir şansımız olabilir elbette. Ama herşeyi doğru yapmalıyız. Savunmada 40 dakika boyunca konsantrasyon ve istikrar. Hücumda doğru şut seçimleri. Diğer taraftan da büyük Britanya’nın bir süpriz yapıp Polonya’yı yenmesini beklememiz gerekiyor.
Biraz tarafsız bir gözle bakar isek de takımımızın yarın eşyalarını toplayıp İstanbul’a dönmesi büyük olasılık gibi görünüyor. En iyisi önce yaırnı bekleyelim, devamını İspanya maçının ardından konuşuruz. ”Çıkmadık candan umut kesilmez” demiş büyükler.
Not: Fotoğraflar www.eurobasket2011.com ‘dan alınmıştır.












