Finaldeyiz! Dünya Basketbol Şampiyonası’nın zirvesindeyiz!
12 Dev Adam tarih yazmaya devam ediyor. Finaldeyiz!
Rüya gibi… Dünya Basketbol Şampiyonası’nda tarihimizde ilk defa finale kalıyoruz. Altın madalya için önümüzdeki tek engel Amerika.
Ve bu finale gelirken de sırasıyla Fildişi Sahili, Rusya, Yunanistan, Porto Riko, Çin, Fransa, Slovenya ve Sırbistan’ı devirdik. Bunlardan Rusya, Yunanistan, Slovenya, Fransa ve Sırbistan Avrupa basketbolunu domine eden ülkeler. Bunlardan Rusya 15 kere Avrupa Basketbol Şampiyonu oldu (14 SSCB, 1 Rusya). Sırbistan 5 kere Dünya Şampiyonu olmuş bir ülkenin devamı, 8 Avrupa Şampiyonlukları var (5 Yugoslavya, 3 Sırbistan Karadağ). Bu devleri yenerek finale yükselmek inanılmaz büyük bir başarı bizim için. Bunun gururunu, mutluluğunu doyasıya yaşamak lazım.
Turnuvanın şu ana kadarki en zor maçını oynadık. Son derece organize olmuş bir takımı yenmeyi başardık. Naumoski’den bu yana izlediğim en iyi Avrupalı guard vardı karşımızda. Teodosic sahada kaldığı 36 dakika boyunca 13 sayı ve 11 asist üretti. Takımını müthiş organzie etti. Şu ana kadar yaptığımız en iyi iş olan savunmayı malesef Teodosic karşısında göstermedik. Maçın hiç bir anında onu durudrmayı başaramadık. Ama maçın son anlarında biz öne geçince çok kötü ve acele bir şut seçimi yaptı. Dışardan harika bir yüzdeyle oynadılar. Bununla beraber içerden de çok iyi işler yaptılar. Maçın sonlarında faul problemine girmeleri ve bitime yakın skor olarak geriye düşmeleri genç oyunculardan kurulu Sırbistan takımında strese neden oldu.
Bence tartışmasız turnuvanın en iyi takımıydı Sırbistan. Bu turnuva öncesi oynadığımız 2 karşılaşmayı da farklı kaybetmiştik ama Avrupa Şampiyonası’nda da uzatmalarda yenmeyi başarmıştık. Bu galibiyet gerçek anlamda basketbolumuza sınıf atlatan bir galibiyet oldu. Tarihimizde ilk kez final oynayacağız belki de altın madalyaya ulaşacağız.
8 maç içindeki en iyi rakipti doğal olarak Sırbistan, karşılaşmayı en az istediğim takımdı. Dolayısıyla tüm maç boyu çok zorlandık bu güçlü rakibe karşı. Ersan hem savunmada hem hücumda alıştığımız çizgide olamadı, çok iyi savundular. 2. periyotta Kerem Gönlüm ile içerden istediğimiz oyunu kurabildik. Ancak tam oyuna ortak olduğumuz anlarda rakibin yüksek yüzdeli dış şutları öne geçmemize izin vermedi. Maçın ilk basketini atıp öne geçmiştik. Ondan sonra hep rakibi kovaladık. Geriden gelip son düzlükte burun farkıyla geçtik Sırplar’ı.
Son anlar gerçekten heyecan kasırgasıydı. Defalarca yakaladık Sırplar’ı ancak bir türlü öne geçememiştik. 4,5 saniye kala 1 sayı ile geriye düştük. Teknik heyetin aldığı mola sonrası (baştan beri söylüyorum son hücumları, kritik hücumları oynayamıyoruz, iyi bir son saniye hücumu setimiz yok diye) oyuna yarı sahadan başladık. Ve Hidayet’in ellerinde top bir anda canlandı. Yine hücum edemeden kaybettik derken Kerem Tunçeri uzanıp topu aldı. Aynı anda rakibini geçip potaya uzandı. Bitime 0,05 saniye kala turnikeden sayı üreterek takımımızı son kez öne geçirdi.
Herkes sahaya girdi ama maç henüz bitmemişti. Sırplar son mola haklarını kullanıp süreyi durdurmayı başardılar. Biz galibiyet sevinci yaşarken onlar iannılmaz derecede başarılı bir set yazdılar molada. 3 kez son topta maç kazanmayı başarmıştı Sırbistan bu turnuvada. Oyuna dönüce harika bir set yaptıalr ve inanılmaz derecede kısa olan sürede topu potaya atmayı başardılar. Ancak orada Semih vardı. Hayatının bloğunu yaparak milli takımımızı tarihindeki en büyük başarıya Dünya Şampiyonası finaline taşıdı.
Yarın bu maçı tüm dünya izleyecek. Ve eminimki Amerikalılar ve belki de İngilizler dışında tüm dünya Türkiye’yi destekleyecek. 15.000 kişi tribünleri kıpkırmızı bayraklarla dolduracak. 4 sene önce 6. oalrak tamamlamıştık bu turnuvayı. Bu kez finaldeyiz. 75 milyon kişi de televizyonları başında bu heyecanı yaşayıp takımımıza gönülden destek verecek. Bu destek tarihimizde ilk defa altın madalyayı getirebilir bize. Bu olasılık sanıldığı kadar uzak değil.
Tanjevic başta, tüm teknik ekibi, oyuncuları tebrik etmek gerek. Onlara bu çalışma ortamını yaratan federasyonu da tebrik etmek gerek. Ama bir o kadar Efes Pilsen’i, Ülker’i, Fenerbahçe’yi, Türk Telekom’u, Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı, Banvit’i ve diğer takımlarımızı da tebrik etmek gerek. Bu başarıda herkesin payı var. Bu milli takım tüm ülkeye futbol dışında da bir spor olduğunu gösterdiler, basketbolu tüm ülkeye sevdirdiler. Umarım bu yıl lig maçları ve takımlarımızın Avrupa Kupası maçlarına daha çok seyirci gelir.
Gelelim finale. Herkes biliyorki Amerika Kevin Durant’in insanüstü performansıyla finale bizim gibi yenilgisiz geldi. Bir kez Brezilya’ya kaybeder gibi oldular. Dieğr maçları genelde kontrollü kazandılar. Ama dikkatimi çeken noktalardan biri maçı 12-15 sayıya getirdiklerinde bile rakipler hep farkı bir şekilde azaltmayı başardılar. Biz pes etmeyen bir takımız. Yarın daha stressiz oynayacağımızı düşünüyorum. Kevin Durant’i 20 sayı civarında tutmayı başarabilirsek geriye bir tek durdurmamız gereken hızlı oyunları kalacak. Geriye çok iyi koşmamız gerekli. Bu gece 3 kez fast break amacıyla hızlı çıkarken top kaybı yaptık. Ve bunlar potamıza sayı oalrak geri döndü malesef. Yarın aynı hataları Amerika karşısında yapma lüksümüz yok. Serbest atışlarda yine çok düşük bir yüzde ile attık. Amerika karşısında bu atış yüzdemizi mutlaka yukarı çekmemiz gerekiyor.
Temelde 7 kişiyle oynuyorlar. Rotasyonları kısıtlı. Durant gibi, Gay gibi, Billups gibi oyuncuları faul sıkıntısına sokarsak şansımızı daha da artırabiliriz. Yarın Ersan’ın da beklenen katkıyı sağlayacağını düşünüyorum. Kısaların dışardan Amerika’nın kısalarının hcum reboundu kovalamalarına müsade etmememiz lazım. Açıkçası herşeyi dört dörtlük yapmamız lazım. Yarın dışa taşan alan savunmamızı daha çok tercih edeceğimizi düşünüyorum. Bu da ABD’ye kolay atış imkanı verme olasılığımızı düşürecektir. Skor ne olursa olsun pes etmezsek şansımız çok yüksek olabilir.
Sözün Özü: Şu ana kadar bize muhteşem galibiyetler yaşatan 12 Dev Adam finale çıkarak gerçek anlamda bir tarih yazdı. Türkiye olarak basketbolda bugüne kadar ne gibi başarılar elde ettik hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama ben size hemen akataracağım. Zaten çok fazla bir şeyimiz yok ortada.
Efes Pilsen 1993′te Avrupa Külüpler Kupası’nda ikinci oldu.
Efes Pilsen 1996′da Avrupa Koraç Kupası’nı kazandı.
Basketbol Milli Takımımız 2001′de Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda 2. oldu.
Galatasaray 2008 Bayanlar FIBA EuroCup’da şampiyon oldu.
Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı 2008 ve 2009′da hem ŞAmpiyonlar Ligi’ni hem de Kıtalararası Kupa’yı kazandı.
Böyle baktığımızda milli takımlar düzeyinde bir altın madalyamız yok. Yarın Amerika karşısında altın madalaya sırasının bizde olduğuna inanıyorum.
İstatistikleri aşağıda bulabilirsiniz.

SALON: Sinan Erdem Spor Salonu
HAKEMLER: Jose Anibal Carrion – Pablo Alberto Estevez – Reynaldo Sanchez Mercedes
SIRBİSTAN (82): Milos Teodosic 13 (6 ribaund- 11 asist), Milenko Tepic 5 (3 ribaund), Aleksandar Rasic 2 (2 asist), Nemanja Bjelica 2 (1 ribaund), Stefan Markovic 2 (2 ribaund), Dusko Savovic 15 (1 asist), Marko Keselj 18 (7 ribaund), Nenad Krstic 15 (7 ribaund- 1 asist), Kosta Perovic 2 (5 ribaund), Novica Velickovic 8 (2 ribaund), Milan Macvan
TÜRKİYE (83): Sinan Güler 3 (2 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 14 (4 ribaund), Ersan İlyasova 6 (4 ribaund), Semih Erden 9 (3 ribaund- 2 asist), Kerem Tunçeri 12 (3 ribaund- 5 asist), Kerem Gönlüm 6 (4 ribaund), Ender Arslan 12 (1 asist), Ömer Aşık 5 (7 ribaund- 1 asist), Hidayet Türkoğlu 16 (2 ribaund)
1.PERİYOT: 20-17
2.PERİYOT: 22-18
3.PERİYOT: 21-25
4.PERİYOT: 19-23

