İyi Olan Mı Kazansın?

Ülkemizin en popüler iki kulübü yarın futbolda karşı karşıya geliyor.

Her yıl en az 2 kere yaşadığımız, futbol ile ilgilenen herkesin yakından takip ettiği ezeli rekabette istatistiklere minik bir katkı daha yapacak olan karşılaşma yarın G.Saray ile F.Bahçe arasında oynanacak. Bana sorarsanız yarınki derbinin tek özelliği Türk Telekom Arena’da oynanacak ilk derbi olması. Onun dışında hiç bir ekstra özelliği yok.

Belki G.Saray kazanıp biraz da olsa üzerindeki kötü bulutların dağılmasını sağlayacak. Taraftarı bir kaç gün Fenerbahçeli arkadaşlarını kızdıracak. Yıllar sonra ilk defa bu sezonu F.Bahçe’ye yenilmeden geçirmiş olmanın mutluluğunu yaşayacak.

Belki de F.Bahçe kazanacak. Bu da kimseyi şaşırtmayacak. Şampiyonluk yolunda en önemli engellerden birini aşmış olacak. Taraftarı Galatasaraylı arkadaşları ile eğlenecek. Yıllardır alıştığı her yıl G.Saray’ı en az 1 kere yenme serisini devam ettirecek.

Düşük olasılık gibi görünse de belki berabere bitecek. O zaman ne şiş yanacak ne de kebap. Eminim ki her iki takım da bu skordan memnun ayrılacak.

Sonuçta bu da daha önceki bir çok derbi gibi bir kaç hafta konuşulup bitecek. Kazanana 3 puan veriliyor, fazla değil. “Bir Derbiden Fazlası” gibi şişirme başlıkları yarın gazete sütunlarında göreceksiniz. Lütfen anlamsız yere gaza gelmeyin. Futbolun, sporun güzelliğini, keyfini yaşamaya çalışın.

G.Saray yönetimi TT Arena’ya ilk geçildiğinde rakip takım taraftarlarının rahat şekilde maç izlemesini planlamış ve ekstra bir güvenlik önlemi almamıştı (Ya da ağ yaptırmayı unutmuştu da denebilir). Eskişehirspor taraftarlarının attığı şişeyle minik bir taraftar yaralanınca önce rakip takım tribününün etrafı ağ ile çevrildi. Hepimiz biliyoruz ki o ağlardan dışarı kolaylıkla yabancı madde atılabilir ya da ev sahibi taraftarların attığı yabancı cisimler de ağın rahatlıkla içine geçebilir (keşke hiç atılmasa dediğinizi duyuyorum, haklısınız. Umarım bir gün o günleri de görür ve ülkemizde insan gibi maç izleme şansı da bulabiliriz).

Bu hafta derbi öncesi yeni bir güvenlik önlemi daha alındı. Rakip takım taraftarlarının önüne şeffaf, görüşü engellemeyen (çünkü henüz temiz ve yeni) plastik cam olarak basitçe tabir edebileceğimiz bir materyalden set çekildi. Neye benzediğini şöyle izah edeyim. Buz hokeyi maçlarında tribünlerin önünde gördüğünüz koruma camalrının aynısı. Esnek ve kolay kırılmayan ve buna rağmen görüşü engellemeyen bir materyal.

Bunun altında iki neden yatıyor. İlki her iki takım taraftarını da korumak, ki bu açıdan mantıklı. Çünkü yabancı madde atışı ve isabet kaydetme olasılığı minimize edilmiş oalcak. Aileler çocuklarını biraz daha güvenle maça gönderebilecek.

Ancak ikincisi enteresan. Bu plastik camlar biraz yüksek tutulursa deplasman takımını desteklemeye gelen az sayıdaki taraftarın sesi kolay kolay sahaya ulaşmayacaktır. Bu açıdan bir sıkıntı yaşanması kaçınılmaz bir nokta bence.

Kendi adıma çok üst düzey bir futbol beklemiyorum. Oyun olarak takımlardan birinin de domine edebileceğini sanmıyorum.

Aykut Hoca temkinlidir, çok fazla takımının açılmasını istemyecektir. G.Saray üzerine gelsin ve arka alanda boşluklar bıraksın isteyecektir ki çok normal. Zaten G.Saray savunması çok basit hatalar yaparak her maç bol bol gol yiyor. Eninde sonunda bir gol sıkıştırırım diye düşünecektir. Hele ki golü erken bulursa panikleyen ve demoralize olan G.Saraylı oyuncular karşısında farka bile gidebilir.

Oyun 0-0′a kilitlenirse de çok fazla oyunu riske etmeye kalkmaz bence Aykut Hoca. Her ne kadar “Ha 1 puan ha 0 puan” mantığı olsa da halk arasında aklı başında olan herkes bilirki 1 puan fazlası olan takım şampiyon olur. Bu sebeple mağlup olmama yolunu tercih edecektir. Bu yüzden maça da oyunu kendi sahasında daha çok kabullenen takım oalrak başlayacaktır.

Diğer taraftan değerlendirecek olursak G.Hagi maçın başından itibaren rakip kaleye gitmek, erkenden bir gol bulmak isteyecektir. Ancak bunu yaparken de savunma dörtlüsünün yerinden çıkmasını ve rakibe pozisyon vermesini istemeyecektir. G.Saray tarafında galip gelemiyorsa mağlup olmamak kabul edilebilir bir durumdur. İç sahada hem de yeni stadda F.Bahçe’ye kaybetmek taraftarın en son isteyeceği şeydir.

Bunu da çok iyi bilen G.Hagi savunmasını sağlam tutmaya çalışacaktır. Taraftarın da desteğiyle mümkünse eğer bir gol bulup maçı 1-0′a bağlamayı planlıyordur bence. Çünkü mantıken baktığımızda G.Saray takımı çok az gol pozisyonuna girdiği için çok zor gol atıyor. Defansında ise çok pozisyon verip bol gol yiyor. Hagi’nin belki de yapması gereken gol yerse -ki muhtemeldir- yediği bu golü nasıl çıkaracağı konusunda takımını hazırlamak olmalıdır.

İlk golü F.Bahçe atarsa takımının moralman düşmesine engel olmak durmundadır. Başarısızlıktan bunalan taraftarlar bu kez gol yense bile hemen olumsuz tepki vermeyecektir. Takımı motive etmeye çalışacaktır. Ancak olası bir ikinci gol gelirse sarı lacivertli ekip adına o zaman tribünler de sahadakilerin aleyhine döner ve F.Bahçe’nin istediği ortam oluşur.

G.Saray – F.Bahçe derbilerini genellikle sakin olan taraf kazanır. F.Bahçeli oyuncular son derece sakin hareket edip rakibi tahrik ettiği durumlarda zaten psikolojik olarak sıkıntıyla rakibinin karşısında çıkan G.Saraylı oyuncular kontrollerini çok çabuk kaybediyorlar. Bu anlamda 6 yabancıyla oynayan G.Saray’da yabancıların tahrik olma olasılığı çok düşük. Dolayısıyla yerli oyuncuların kim olacağı çok önemli. Arda, Sabri ve Ayhan gibi isimler kolay tahrik oluyorlar ve etkileniyorlar. F.Bahçe’de de Volkan, Semih gibi isimler kolay etkileniyor. Tahrikler genellikle Lugano, Lincoln gibi yabancı oyunculardan geliyor.

G.Saraylı oyuncular da hakemi etki altında bırakmaya çalışacaklardır. Hakemler üzerinde seyirci baskısı yaratmaya ve rakibi kolay kart görme durumuna düşürmeye çalışacaklardır. Korner pozisyonlarında çok ciddi itme ve çekmeler yaşancaktır ama penaltı kararı çıkacağını pek sanmıyorum.

G.Saray’ın yapması gereken F.Bahçe’nin hücumdayken duran top organizasyonu kazanmasına engel olmak. Faulleri rakibi henüz savunmadayken yapmak. Çünkü Alex varsa orada tehlike vardır. F.Bahçe de bu silahını kullanmak isteyecek ve hücum yarı alanına geçtiğinde duran top kazanmak için pozisyonları zorlayacaktır. Hakemin göstereceği ya da göstermeyeceği kartlar da burada faullerin sayısında belirleyici etken olabilir.

Umarım bu tarz gerginlik görüntüleri yarın yaşanmaz.

F.Bahçe’nin yapması gereken de Alex’e yapışık bir oyuncu olma olasılığına karşın alternatif bir şeyler düşünmek olmalı. Dia’nın oynayacağını ve kanatlardan birinde büyük sorun yaşatacağını düşünüyorum. Sağ yada sol farketmez. Çünkü sarı krımızılı defansın her iki yönünde de ciddi sıkıntı var. Hızlı gelişen ataklarda Niang gibi güçlü ve hızlı bir oyuncunun da pozisyon bulma olasılığı çok yüksek. Diğer tarafta aynı şey geçerli olamaycaktır. Baros büyük olasılıkla kalabalık savunma arasında kaybolabilir.

Ben Hagi’nin Kazım’ı bir kanatta Pino’yu diğer kanatta oynatmasını bekliyorum. Kazım’ın Fener’e karşı iyi performans göstermesini bekleyecektir. Bu noktada Santos’un işi zor. Pino da oynasa Kazım da oynasa o kanatta oynayan hücum oyuncusu mutlak suretle savunmaya destek olmazsa sıkıntı yaşanabilir.

Volkan genellikle G.Saray maçlarında çok iyi performans sergiler. Zapata ise geldiğinden beri kaleyi tutan her topu filelerden çıkardı. Bir çok açıdan F.Bahçe avantajlı görünüyor. Teknik olarak sarı lacivertli ekibin favori olduğunu kabul etmek gerekir. Fakat derbilerde işler genellikle değişir. İlk maçta da tarihi fark beklenirken G.Saray galibiyeti kaçırmıştı. Süprizler her zaman olur.

6-0′lık tarihi maçta G.Saray özellikle ikinci yarı oyunu tek kaleye çevirmiş sayısız gol pozisyonunu değerlendirememişti. buna karşın F.Bahçeli oyuncular da ikinci devre karşı alana sadece 4 kere geçip hepsinde gol yapmış ve tarihi farka ulaşmıştı.

Bu maçtan bir kaç yıl sonra oynanan Türkiye Kupası finalinde ise F.Bahçe oyunu tek kaleye çevirmiş G.Saray kontraataklarla kolay goller bulmuş ve rakibini 5-1 yenerek kupayı kazanmıştı. O maçın yıldızının G.Saray açısından Mondragon olduğunu da hatırlatmak da yarar var elbette.

Yarın bu saatlerde heyecan tavan yapmış olacak. Umarım hiç kimse heyecanına yenik düşüp talihsiz işler yapmaz. Kavgasız, gürültüsüz, küfürsüz, olaysız temiz bir derbi oynanır. Kavgalarıyla, olaylarıyla değilen oynanan futboluyla yıllarca hatırlanır. İşte o zaman medyanın abarttığı gibi adına yakışır bir derbi kıvamına ulaşır.

İyi olan kazansın ama lütfen dostluk daha çok kazansın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>