Patlak Top-2
Kabul ediyorum futbolumuz düşüşte. Arda Turan dışında ciddi anlamda bir yıldız süremedik piyasaya. O da sakatlıkla boğuşuyor iki yıldır. Yok kız arkadaşıydı, yok cinsel hayatıydı, medya sayesinde ondan da verim alamadık sakatlıktan arda kalan zamanda. Kaldı mı umut olarak elimizde sadece cilası gidip paslanmaya yüz tutmuş yabancı yıldızlar!
Arada bir parlarlarsa sevinip heyecanlanıyoruz Alex’le, Niang’la, Kewell’la, Baros’la, Guti’yle, Q7′yle. Bu sezon ilk 11 haftada Niang’ı 8 maç, Alex’i 10 maç, Kewell’ı 7 maç (442 dk), Baros’u 7 maç (534 dk), Guti’yi 9 maç, Quaresma’yı 5 maç (444 dk) izleme şansı bulabildik. Üst düzey futbolcu transferi çok az bizim ülkemizde. Çünkü adamalr gelmiyor. Neden gelsin ki?
İyi durumda olan Quaresma Avrupa’da her takıma giderdi, Beşiktaş’a gelmek dışında. Düşüşe geçmese Milan Baros gibi bir golcü gelir miydi Galatasaray’a? Ya Harry Kewell sakatlanmasa ancak Avrupa Kupası’nda Liverpool’la eşleşince görebilirdik kendisini Türkiye semalarında.
Şunu kabul edelim bizim ligimizin kalitesi öyle yayıncı kuruluşun abarttığı gibi falan değil. Öyle Robinhoları, Ronaldinhoları, Batistaları transfer etmek şöyle dursun biz hala Servetleri, Sabrileri, Seçukları izliyoruz. Bizim ligimizi yayınlayan herhangi bir Avrupa ülkesi yokken bizim televizyonlarımızda en kötü ligler bile yayınlanıyor.
Hadi İspanya, İtalya, İngiltere, Almanya tamam; ama Hollanda, Rusya liglerini kim izler Türkiye’de? Neden izler? İzleyince ne alır? Gazetelerde sayfa sayfa yer tutan yöneticiler izler mi acaba bir İlgiltere Ligi’ni, Almanya Ligi’ni, İspanya Ligi’ni adam akıllı? Orada olup da buraya getiremediğimiz nedir diye hiç düşünür mü? Bu işleri nasıl düzeltiriz diye mi kafa yorar yoksa dur bu mağlubiyeti de hakeme bağlayalım hfataya Allah kerim mi der?
Nerede Avrupa Fatihi Galatasaray? Nerede döndü denen Efsane Fenerbahçe? Şampiyonlar Ligi’nde yer alan tek takımımız şampiyonumuz Bursa henüz karşı kaleye değil gol atmayı şut atmayı başaramadı. Tek umudumuz Beşiktaş, o da bir dolu bir boş gidiyor. İstikrar yok ama yöneticilere bakarsan umut çok.
Ligin en iyi futbol oynayan ekibi Trabzonspor dişli (!) Galatasaray karşısında gol pozisyonu bulamıyor. G.Saray’ın zaten karşı kaleye gitmeye niyeti yok, 0-0′a anlaşmaya çalışıyor. Allah’tan Servet varda Digitürk’e verdiğimiz para boşa gitmiyor gol görüyoruz. Geçen sen Bursaspor oldu, bu sene de bu gidişle Trabzonspor şampiyon olacak.
Türk futbolunda devrim dedi tüm medya, oysa ihtiyacımız olan evrimdir bizim devrim yerine. Türk futbolu evrilmelidir. Hidayet’in dediği gibi hem maddi hem manevi hem de. Yani fikren de evrilmeli, icraatta da.
Hadi oyuncuları geçtim, hocalara gelelim. Son dönemlerin en büyük teknik direktörleri Mustafa Denizli ve Fatih Terim’dir tartışmasız. Onlar ki en büyük başarıları yaşadılar, yaşattılar Türk futbolunda. Birini Derwall diğerini Piontek yetiştirdi. Ama onlar kimi yetiştirdiler kendi yerlerine? Tozlu ve ulaşılması bir daha pek mümkün görünemye bir kupadan başka ne kaldı elimizde?
Yöneticiler de bu hesap işte. Onlar da sadece kendi yerlerini sağlamlaştırmaya çalışıyor. Ne kulübünü düşünen var, ne Türk sporunu, ne taraftarı düşünen var ne de sporcusunu. Yöneticiler kendi reklamlarında, şovunda. Nemalandıkça palazlanıyor, palazlandıkça nemalanıyor.
Sözün Özü: Kandırılıyoruz kardeşim, düpedüz kandırılıyoruz. Verdiğimiz ne bilet parasını hak ediyor Türk futbolu ne de Digitürk aidatını. Mehteran bile iki ileri bir geri gider, bizim ülke futbolu hepten geri viteste. ‘Fatma Nine’nin suçu ne?’ diye başlık atan bir medyan varsa tüm maçları HD kalitesinde yayınlasan ne olacak, verdiğin görüntüde Servet hala sağa sola sümkürüyorsa? Topumuz patlak bizim, sahamız bozuk, filelerimiz delik. Eldeki malzeme bu ama pazarlamayı öğrendik ne gam: ‘Türk futbolunun marka değeri’, yürü bakalım kim tutar seni?