Spor basınını tanıyalım – 2

Birinci yazıda spor basınındaki özellikle de spor gazetelerindeki transfer haberlerinin nasıl geliştiğini konuşmuştuk. Şimdi yine spor gazetelerine devam edelim istiyorum.

Öncelikle bir spor gazetesinin röntgenini çekersek sayfa dağılımının şu şekilde olduğunu görürüz:

Gününe göre değişmekle birlikte Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray için ikişer sayfa ayrılır. Oynanan maçlardan sonra 2 sayfa, 3 sayfaya ulaşabilir. Fazla haber yoksa tek sayfaya düşebilir. Ancak gazetenin en az 5 sayfasını 3 büyükler doldurur. En az bir iki sayfa iddaa, bir iki sayfa at yarışı, bir sayfa 2. ve 3. ligler ve bir sayfada aklınıza gelen gelmeyen diğer spor dalları için ayrılır.

Anlayacağınız üzere bu gazetelerde çalışan arkadaşların ciddi derecede haber sorunu vardır. Her gün o kadar geniş sayfaları doldurmak gerektiğinden ötürü haber bulamadıkça da kendi haberlerini kendileri yaparlar.

En masum teknik önceki yazıda konuştuğumuz üzere hayali transfer yapmaktır. Genellikle de yabancı transferi yapılır. Böylece hayali transferin haberi yalanlama ihtimali de ortadan kalkmış olur. Photoshop marifetiyle oyuncunun kafası mevcut oyunculardan birinin kafasıyla yer değiştirilir ve bu eşsiz fotoğraf ana sayfanın tamamını kapsayacak şekilde kapağa oturtulur. Üstüne de iki cümlelik bir transfer yazısı kondurulur ve sonraki sayfalara geçilir.

Ama gazetenin her tarafı her zaman bu şekilde doldurulmaz, doldurylamaz. Çünkü ligler başladıktan bir süre sonra okuyucu transfer haberlerine eskisi kadar rağbet etmez. Bu sefer de küçük küçük enteresan haberler ortaya çıkar. Bu haberler çok bayat da olabilir, tamamen uydurma da olabilir. Ama haberin görünüşü o kadar da uyduruk değildir. Oyuncunun, teknik direktörün yada bir yöneticinin ağzından sanki bir röportaj yapmış gibi bir takım ifadeler yazılır. Bunlar genelde o pozisyondaki kişinin söylemesi çok muhtemel olan ifadelerdir. Kendinizi o oyuncunun yerine koysanız belki siz de aynı cevabı verirsiniz. Bu sebeple bahsi geçen haberlere ‘uydurma haber’ demeyelim ‘tahmini haber’ diyelim.

Bu ‘tahmini haberler’ genellikle zararsız olurlar. Ancak bazen de kantarın topuzu kaçar. Haber sansasyonel bir şekilde yazılmıştır. Bu durumda siz daha gazeteyi elinize almadan oyuncunun takımının resmi sitesinden haber çoktan yalanlanmıştır bile. Bu tip haberlerin ortaya çıkışı bir çeşit kulaktan kulağa oyunu gibidir. Kulüp çalışanlarından biri oyuncular kendi aralarında konuşurken bir şey duymuştur. Duyduğu bu haberi de hızlıca bahsi geçen gazetelerden birinde çalışan ve kendine yakın davranan muhabirlerden birine aktarır. Ya da yöneticiler antremanı izlerken eğlence amaçlı haber üfürmüştür. Çünkü neyin nereye gideceğini çok iyi bilirler.

Tahmini haber’ bir şekilde yayına girer. Kulüpler de genelde her haberi yalanlamazlar. Kulübe ve oyuncuya zarar verdiğini düşündükleri haberleri yalanlarlar. Çünkü her gün onlarca gazete onlarca haber yapar. Hangi birini takip edip de hangi birini yalanlayacaklarını bilemezler. Başedilecek gibi değildir bu konu. Gazeteciler de haber alamadıklarından şikayet eder. Böyle olunca da ‘Habere ulaşamıyorsan haberi kendin yaratacaksın’ felsefesini uygulamaya koyarlar.

Bizim açımızdan dikkat edilmesi gereken en önemli nokta cümlenin yapısıdır. Edilgen fiillerden oluşan ve gerçek anlamda öznesi bulunmayan haberler yüzde 99 oranında yer doldurmak amacıyla yapılmış haberlerdir.

Haberin kaynağına ulaşılamamıştır. Tamamen duyuma dayalı yada hayali haber yapılmıştır. Bu sebeple haberin tamamında edilgen fiiller görürüz. Son dönemde TV haberlerinde de benzer durum söz konusudur. Haberi sunan spikeri dinlediğinizde eğer cümlelerini ‘… öğrenildi, … iddia edildi, … bildirildi’ gibi edilgen fiilerler bitiriyorsa kulaklarınızı kapatıp haberi pas geçme hakkınız var demektir. Boşu boşuna kulağınızı, zihninizi yormayın. Gazetede de aynı durum geçerli. Öğrenildi, bildirildi şeklinde biten yazıları hemen atlayıp köşe yazılarıan bakabilirsiniz. Ya da şansınızı at yarışı ve iddia bültenlerinde arayabilirsiniz.

Eskiden muhabirler çok daha önemliymiş. Şimdi köşe yazarları imparator, muhabirler figürasyon. Bu sebeple muhabirler eğer önemli ve sansayonel bir haber buldular mı mutlaka haberin üstüne isimlerini yazarlar. Eğer haberin kaynağı belli değilse ve yeterince güvenilmiyorsa o haber isim konmadan yayına verilir. Son dönemlerde bu tür haberlere ‘spor servisi’ imzası atılıyor.

Sözün özü: Haberi yapanın kimliğinden emin değilseniz, haberin yazılış dili edilgen fiiler içeriyorsa o haberlere de itibar etmyin. Çok sansayonel bir durum söz konusu ise mutlaka ilgili kulübün web sitesine bir göz atın.

(Burda bitmez bu konu, daha çok yazı çıkar maçlar başlayana kadar…)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>