Teşvik Primi Gerçeği
14 Mayıs 2006…
Türkiye Süper Ligi’nin son haftası…
Fenerbahçe en yakın rakibi Galatasaray ile aynı puana sahip. Ancak aralarında oynanan her iki karşılaşmayı da F.Bahçe kazandığı için ikili averajla G.Saray’ın önünde son haftaya lider giriyor. Sarı lacivertli ekibin son maçı Denizlispor ile deplasmanda.
Denizlispor ise son haftaya 36 puanla 15. sırada giriyor. Yani küme düşme potasının hemen üzerinde yer alıyor. Altındaki takım Malatyaspor’unda 36 puanı var.Üzerindeki Ankaraspor’unda aynı şekilde. Üç takım da 36 puanla sıralanmışlar. Son hafta Denizlispor F.Bahçe’yi misafir ediyor. Ankaraspor Kayseri Erciyesspor deplasmanında. Erciyesspor orta sıralarda herhangi bir iddiası kalmamış. Malatyaspor da Gaziantep deplasmanında. Antep de Erciyes gibi. Zaten biri ligi 10. sırada diğeri de 11. sırada bitirdi. Bu üç takımdan son hafta puan yada puanlar alan takım kümede kalacak.
Yani Denizlispor Fenerbahçe maçına çıkarken rakibinin şampiyonluk iddiasını düşünecek durumda değil. Ne demişler; Kasap et derdinde, koyun can! Burda Denizlispor koyun durumunda, net!
Galatasaray ise rakibinin puan kaybetme olasılığını düşünerek kendi evinde Kayserispor maçına çıkıyor. Galip gelmesi yetmiyor şampiyonluk için,o yüzden kulağı Denizli’de.
Maçlar başlıyor Galatasaray ilk devre Sasha İliç’le öne geçiyor. Denizli’de golsüz beraberlik var. Ankaraspor Kayseri’de 0-0, Malatya da Antep’te 0-0 girmiş devreye. Heyecan son haddinde. Kurnaz Denizlispor taraftarı sürekli sahaya konfeti atarak oyunun durmasına neden oluyor ve maç diğer heyecanlı maçlara göre geç bitiyor.
İkinci yarılar başlıyor. G.Saray Sabri’nin ayağından 2 gol daha buluyor ve skoru 3-0 getirip kulağını, gözünü Denizli’den gelecek bir mutlu habere çeviriyor. 66′da G.Antepspor 1-0 öne geçiyor ve Malatyaspor’u ateşe atıyor. Bu arada 88′de de Ankaraspor deplasmanda öne geçiyor ve Malatyaspor son dakikalara 2 gol sıkıştıramadığı için başı dertte. Bu arada ikinci devresi de sıkça duran Denizlispor-F.Bahçe maçı rötara gidiyor. Oyun 0-0 devam ederken Malatya maçının bittiği ve Malatya’nın düştüğü haberi geliyor. Denizli’de herkes sevinçli. Denizlispor da seviniyor. Fenerbahçe de. Biri ‘Kümede kaldım’ diyor, diğeri de ‘Artık direnmelerine gerek kalmadı (!), şimdi bir gol atar şampiyon oluruz’ diyor. İstanbul’da da G.Saraylıların umudu kırılıyor ama çıkmadık candan umut kesilmez diyorlar maçın son dakikalarında.
Tam bu anda Denizlispor bir kontraatakta Mustafa Keçeli’nin ayağından bir gol kazanıyor. Denizlispor taraftarından daha çok sevinen biri varsa o da Ali Sami Yen’i doldurmuş dua eden G.Saraylılar. Saha içinde gol haberini alan Hasan Şaş heyecandan topu bırakıp rakip takım oyuncusu, hemşehrisi Bülent’e sarılıyor oyunun içinde. Bu arada maç bitiyor ve G.Saray’da herkes basın tribününe koşup maçı izlemeye başlıyor. Denizli maçı bir türlü bitmiyor. Bir haber geliyor ki 16 dk uzamış. Herkes de yeniden bir umutsuzluk: ‘Vakit çok Fener kesin sıkıştırır bir tane’ diyor, ‘Bir tane gelirse ikinci de gelir hemen arkasından’ diye düşünüyorlar. Denizli’de ise F.Bahçe oyunu tek kaleye dökmüş, rakibi kendi cezasına hapsetmiş pozisyon üstüne pozisyon kaçırıyor.
Oyuna Alex, Tuncay, Nobre üçlüsüyle başlayıp, Semih ve Anelka’yı yanında tutan Daum önce Semih’i sonra da Nobre’nin yerine Anelka’yı sürüyor sahaya. Baskı sonuç veriyor tuncay beraberliği buluyor. Bu sefer G.Saraylılar yıkılıyor, tüm Türkiye’de Fenerbahçeliler coşuyor. Oyunun son dakikaları oynanıyor ama hakem ne zaman bitirecek kimse bilmiyor. Tam bu esnada o sezon ligde 8 gole imza atan Appiah ceza sahası içinde penaltı noktası ile altıpasın arasında topu rahat bir pozisyonda önünde buluyor. Tüm sezon boyu benzer golleri atan Appiah bu kez topu dışarı atıyor ve bir kaç saniye sonrasında sevinecek olan 25 milyon kişinin forma rengini değiştiriyor.
Maç berabere bitiyor. Türkiye’de ilk defa bir takım şampiyonluğu son haftada geriden gelen takıma devrediyor. Günlerdir ’20.45′te şampiyonuz’ diyerek rakibi psikolojik olarak baskı altına almaya çalışan Adnan Polat kazanıyor. Takımlardan kaybeden F.Bahçe, kazanan G.Saray olunca Türkiye’de yer yerinden oynuyor. Bir taraf sevinçten bayram ilan ederken suyun öte yakasında Aziz Yıldırım Fenerbahçe Başkanlığı’ndan istifa ediyor. F.Bahçeli taraftarlar toplanıp başkanı bu kararından vazgeçirmek için yürüyüş yapıyor.
F.Bahçeliler ilk başta maçın 16 dk uzamasına takıyor. Üzüntülerini, sinirlerini nereden çıkaracağını bilemedikleri için kendilerine bir çıkar yol arıyorlar. Ama nafile. Sonuç değişmiyor. Aradan zaman geçiyor ve ortalığa G.Saray’ın Denizlispor’a teşvik primi gönderdiği dedikodusu yayılıyor. Taraftar saf inanıyor. Yıllardır bu konu arada bir ısıtılıp ortaya atılıyor, konuşuluyor, kapanıyor.
Bu Temmuz’da Türkiye Fenerbahçe’nin baş zanlı olduğu şike soruşturması ile çalkalanmaya başladı. İşler Beşiktaş’a, Trabzonspor’a, Sivasspor’a, Eskişehirspor’a, İstanbul BŞB’ye sarktı. G.Saray bu işin dışında kaldı derken geçen hafta savcılık 2006′daki DEnizlispor-Fenerbahçe maçı ile ilgili teşvik iddiasını, kanıt var iddiasıyla gündeme aldı.
Her ne kadar G.Saray bu süreç içerisinde istenen, sorulan tüm evrakları Savcılık’a hiç sorun çıkarmadan verdiğini söylediyse ve kulübün şike yada teşvik primiyle yakından uzaktan ilgisi olmadığını belirttiyse de spor camiası genellikle gerçeklerden çok komplo teorilerine inandığı için olayı biraz daha yakından incelemek gerekli.
- İddia nedir? G.Saray Denizlispor’a teşvik gönderiyor.
- Sonuç nedir? Denizlispor F.Bahçe’den puan alıyor ve G.Saray şampiyon oluyor.
- Hangi G.Saray teşvik gönderdi deniyor? ‘Tüm sezon boyunca futbolcularına para olmadığı için ödeme yapamayan, yaptığı zaman aylarca geciken, çok ciddi bir nakit sıkıntısı yaşayan ve futbolcuları sezon sonuna doğru kazan kaldıran, antremanları boykot eden G.Saray teşvik gönderdi’ deniyor.
- Kime gönderdiği iddia ediliyor? 33 hafta boyunca ancak 36 puan toplamayı başarabilmiş, ligin son haftasına küme düşme tehlikesini ensesinde hissederek giren Denizlispor’a gönderdiği iddia ediliyor.
- Peki Denizlispor’un rakibi kim? O sezon ligin en iyi performans gösteren iki takımından biri olan, son haftaya 80 puanla lider giren, rakibi G.Saray’ı daha bir kaç hafta önce 4-0 gibi net bir skorla yenmeyi başarmış olan F.Bahçe.
Bir takım küme düşmeme mücadelesi veriyorsa mı daha iyi bir takımdır yoksa şampiyonluk mücadelesi veriyorsa mı? Dünyanın neresinde olursa olsun son maça lider giren bir takım son maça küme düşme tehlikesinin tam göbeğinde duran bir takımla karşılaşarak girerse girsin aklı başında herkes bilir ki şampiyonluğa giden takım tabiki daha iyi bir takımdır. Daha iyi oyunculara, daha iyi bir teknik kadroya, daha iyi imkanlara, daha etkili bir taraftara vb sahiptir. Bir takım şampiyonluğa gidiyor diğeri küme düşmemeye çalışıyor. Israrla tekrar ediyorumki iki takım arasındaki güç farkını daha iyi kavrayın.
Ve deniyor ki küme düşmeme mücadelesi veren Denizlispor’lu oyuncular teşvik primi alınca ligin lideri, bütün sezonun en iyi takımlarından biri olan F.Bahçe’ye karşı coştu ve dişe diş bir oyun sergiledi. Hiç alakası yok oysaki. F.Bahçe maç boyu tek kale oynuyor. Denizlispor 90 dakikada ya bir ya iki kere rakip kaleye gidebiliyor. Onlardan birinde de golü buluyor. F.Bahçe ne yaptı peki? Avrupa’nın sayılı golcülerinden biri olan ve Chelsea’den transfer edilmiş, Real Madrid’de forma giymiş Anelka’yı mutlak galibiyete ihtiyacı olduğu bir maçta 70 dk kenarda tuttu. Türkiye tarihinin Tanju’dan sonra gelmiş belki de en iyi ceza sahası içindeki golcüsü Semih’i 60 dk kulübede unuttu.
Şimdi farzedelim Denizlispor’a teşvik verildi? Daum’a da mı teşvik verildi? G.Saray mı oynattırmadı Anelka ve Semih’i? G.Saray mı lig boyu 8 gol atan defansif orta saha oyuncusu Appiah’ın altıpastan yüzde yüz gol pozisyonunu harcamasını sağladı? Bir teşvikle bütün bunları yaptıysa G.Saray helal olsun demek gerek.
Bir tarafta maçı kazanırsa şampiyon olacak, milyon dolarlara boğulacak, bütün bir sezonu şampiyon apoltiyle geçirecek, Şampiyonlar Ligi’nde boy gösterecek Fenerbahçeli futbolcular var. Diğer yanda kalite olarak onlardan kat be kat geride olan ve küme düşmeme mücadelesi veren Denizlispor’lu futbolcular var. Bir kıyaslayın hangisinin motivasyonu daha yukarda olabilir?
Bütün bunlar kendi beceriksizliklerini, kendi başarısızlıklarını başka noktalara yansıtarak tepkilerden kurtulmayı hedefleyen yöneticilerin işi. Kendi mutsuzluklarını, başkalarının mutluluğunu gölgeleyerek örtmek isteyen medya mensuplarının işi. Lütfen biraz düşünün. Size söylenenlere de hemen pat diye inanmayın. Bir muhakemesini yapın. Mantık yürütün. İrdeleyin.
Teşvik verildiğine dair ana savunmaları nedir biliyor musunuz? Denizlispor’un küme düşmeyeceği belli olduktan sonra maçı neden bırakmadığını soruyorlar? Yani onlara göre F.Bahçe’nin karşısındaki takım normalde mağlup olmalı. Eğer mağlup olmamak için direnirlerse o zaman kesinlikle teşvik almış olmalılar. Böyle saçma bir inanış mı olur? Her takım sahaya kazanmak için çıkar. Eğer Denizlispor maçı bıraksa o zaman şike yapmış olmaz mı? Bilinçli bir şekilde mağlup olmak maçı satmak değil midir?
Ne demişler? KİŞİ KENDİNDEN BİLİR İŞİ! Herkesi kendileri gibi görenlerin bir safsatasıdır Denizlispor’a teşvik verildi demek!
Belki verilmiştir, belki başka maçlarda verilmiştir. Belki başka takımlar da teşvik vermiştir. Bu sezondan sonra Türkiye’de futbolda, sporda her türlü konuya soru işareti ile bakarım ben. Belki Fenerbahçe Denizli’nin rakibi pozisyonundaki Malatyaspor’un oynadığı Gaziantepspor’a teşvik vermiştir ki Antep maçı kazansın, Denizli küme de kalmayı garantilesin. Böylece Fenerbahçe karşılaşmasını da fazla zorlamasınlar. Belki de maçın 16 dk sarkmasını da F.Bahçe organize ettirmiştir. Çünkü maçın geç bitmesi G. Saray’a değil F.Bahçe’ye daha çok avantaj sağlayabilirdi. Rakibi kümede kalmayı garantileyince çözülebilirdi.
Farkındaysanız hep ters gözle bakıyoruz. Kimse adam gibi top oynayıp kendi onuru ve şerefi için maçı kazanmaya çalışacaklarını düşünmüyor. Kaybetseler ‘F.Bahçe’ye yattılar’, kazansalar ‘G.Saray teşvik verdi’. Temel sebep ne biliyor musunuz buna? böyle yetiştiriliyoruz. Etrafınızda küçük çocuğu olanlara bir bakın. Çocuk yürürken masaya çarpıyor. hop aile büyüklerinden biri atlıyor, çocuk ağlamasın diye masayı dövüyor. Çocuk ‘Yere düşmem de yada masaya çarpmam da suçlu demekki masa’ diyor. Bu sürekli böyle devam ediyor. Sonra işler karıştığında, yolunda giştmediğinde de herkes karşısındakini suçluyor hiç dönüp kendine bakmıyor. Kendi hatalarını görmüyor, görmek istemiyor.
*** … ***
Bunların şu aşamada gündeme gelmesinin bir tek sebebi olabilir. O da medyanın ve tepkilerin odağının F.Bahçe’nin dışında bir takıma çevirmek. Bir hafta gündemi oyaladılar. Bakalım bundan sonra ne çıkacak?
Bir de Mehmet Ali Aydınlar ’20 yıl geriye bakarız, gerekirse şampiyonluklarını geri alırız’ dedi ama kazın ayağı öyle değil. Açıklayalım; o sezon herhangi bir takım başka bir takıma teşvik vermiş olsa bile verildiği tarih itibariyle teşvik primi suç kapsamında değil. Veren kulübe ya da alan kulübe herhangi bir cezai yaptırım yok, çünkü suç değil. Kanunsuz suç olmaz. Kanuna göre teşvik primi, ligler bittikten yaklaşık 3 ay sonra 2006-2007 sezonu başlarken değişen talimatname ile suç kapsamına girdi. O tarihte teşvik primi ve benzeri durumların araştırılması için belirlenen zaman dilimi 2 sene. Yani sezonu takiben 2 yıl geçince zaman aşımı devreye giriyor. Geçtiğimiz 14 Nisan’da çıkan kanun da geriye dönük uygulanamaz. Hiç bir kanun geriye dönük uygulanamaz. Eylemin yapıldığı tarihte kanun suç demiyorsa bunu yıllar geçtikten sonra değiştirmek hukuken mümkün değildir. G.Saray konuyla ilgili tüm belgeleri emniyete ve savcılığa verdiğini belirtti. Kaldı ki belgelerini veremeyip kendini zanlı pozisyonuna soksa, ardından suçlu olduğuna kanaat getirilse bile ceza alma şansı yok. daha doğrusu beklenen cezayı alma şansı yok. Sadece teşvik verdiği belirlenen kişilere 2 yıla kadar hak mahrumiyeti cezası verilebiliyor. Detaylı bilgi almak isterseniz bu yazıyı okuyabilirsiniz.
Maçlarla ilgili detayları da TFF sitesinden alabilirsiniz:
2005-2006 sezonu 34. Hafta Puan Durumu ve Maç Sonuçları
2005-2006 sezonu 33. Hafta Puan Durumu ve Maç Sonuçları

